İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN SABAHATTİN ALİ
- dilek yiilmaz
- 30 Oca 2019
- 3 dakikada okunur
İçimizdeki Şeytan'ı geçtiğimiz ay bir kez daha okudum. Bu defa kitap kulübümüzün toplantısı için. Artık bazı kitapları ikinci kez okur hale geldiğim için ayrıca çok mutluyum. Çünkü aradan geçen zamanla birlikte okuduğunuz esere bakış açınız değişiyor. Hiçbir şey durağan olmadığı gibi biz de değiliz. Zaman içinde kazanımlarımız okuduklarımızı da etkiliyor. Bu nedenle bu yazımın başında geçmişte okuyup kaldırdığınız, sizi çok etkilemiş ya da yarım kalmış kitaplarınız varsa onları tekrar ele almanın zamanı gelmiş olabilir diye bir hatırlatma yapmak istiyorum.
İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN'IN HİKÂYESİ
İçimizdeki Şeytan'ı okurken öncelikle hikâyenin geçtiği dönemin yakın tarihine bir bakmak lazım. Ben şöyle kısa bir özet çıkardım kendime:
Cumhuriyet yeni kurulmuş. Tek partili yönetim dönemi. Dünya, birinci dünya savaşının izlerini silmeye çalışırken hızlı adımlarla faşizm yükselişe geçiyor. 1939 yılında Almanlar'ın Polonya'yı işgaliyle yeni bir savaş başlıyor. Türkiye hızla yapılan inkilapları henüz sindirebilmiş değil. Atatürk ölmüş. Değişim, dönüşüm, savaş, geçim sıkıntısı ortamı var.
Bu kısa özet başlıklarının tümünün altını doldurabilir ve ülkede yaşanan ortamı hayal etmeye çalışabilirsiniz. Sabahattin Ali'nin bu romanı yaşadığı zamanı da çok iyi anlatabilme özelliğine sahip. İnsanların kafa karışıklıkları, duygusal gelgitlerinin yanı sıra, ülkenin siyasi ortamı, bölünmüşlüğü, inkilaplarla oluşan yeni düzenin etkisi hikâyenin içine çok güzel bir şekilde yerleştirilmiştir. Örneğin İçimizdeki Şeytan'da bugün bile çok zor bir girişim olan, anadolunun bir şehrinden bir genç kızın kalkıp piyano eğitimi almak için konservatuara geldiğini görebilirsiniz. Bu kız kendi başına kararlar alabilir. Özelinde genç bir adamın içindeki şeytana söz geçirememesi ve yoldan çıkışı anlatılıyormuş gibi görünse de, derininde 1930 -1950 arası Türkiye haleti ruhiyesi gibidir İçimizdeki Şeytan romanı.

İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN'IN KAHRAMANLARI
Hikâyenin baş kahramanı Ömer'dir. Onun en yakın arkadaşı ama aynı zamanda kişiliğine en zıt karakter Nihat, Ömer'in bir anda aşık olup birlikte yaşamaya başladığı, belki de anlatılan hikâyenin Bedri hocayla birlikte en sağlam kişisi Macide. Bunların çevresindeki diğer karakterlerle yozlaşma, kötülük, başıbozukluk ve karmaşa verilir. Bu roman karakterler yönünden çok zengin. Hatta ben ikinci kez okurken şunu düşündüm: Yazar istese biraz daha ayrıntılarına girip bir SUÇ VE CEZA çıkartabilirmiş.
Anlatı tarzına baktığımızda Çehov vari bir anlatım göze çarpıyor. Olaylardan ziyade kişilerin ruh halleri üzerinde duruluyor. Olaylar sadece onların ruh hallerini ortaya koymak için düşünülmüş argümanlar olarak göze çaprıyor.
SELİM İLERİ'NİN HARİKA SUNUMU
Benim elimdeki roman Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan 44. baskı. Bu baskının girişinde Selim İleri'nin o bilindik tarzıyla kaleme aldığı harika bir sunumu bulunuyor. Mutlaka okumalısınız.
Duyanlar olmuştur bilmeyenler için de ben buradan yazmış olayım. Aslında bu roman üzerinde bir çok spekilasyon yapılmıştır. Yazarın bu romanı Nihal Atsız'ı eleştirmek için yazdığı hatta Nihat karakterinin birebir Nihal Atsız olduğu söylenir. Nihal Atsız'da kendisine yanıt için İÇİMİZDEKİ ŞEYTANLAR isimli bir mektup kaleme almıştır. İnternet üzerinden bu mektuba ulaşabilirsiniz. Ne ne kadar doğrudur bilemiyorum. Ancak konuyla ilgili Selim İleri'nin sunum yazısından şöyle küçük bir alıntı yapmak istiyorum:
"İçimizdeki Şeytan'ı okuduğumda, romana yönelik eleştirilerin hiçbirini okumamıştım. Bu yüzden de, Sabahattin Ali'nin "bir takım gerçek kişiler'i hedef aldığını bilemez, düşünemezdim.
Sonradan öğrendiğime göre, "İçimizdeki Şeytan"da, Peyami Safa, Atsız gibi gerçek kişiler ağır ithamlarla yeriliyormuş.
Bu türden sözlerin, söylentilerin geçersizliğini öğrenmek için de zamana ihtiyacım varmış: Bugün, roman sanatının, kurmacadan ötesiyle değerlendirilemeyeceğini bildiğimden; ne Sabahattin Ali'nin eserinde Peyami Safa'yı ya da Atsız'ı görüyorum, ne de Atsız'ın eserinde Sabahattin Ali'yi.
Tam tersine, hem Atsız'ın hem Sabahattin Ali'nin, gerçek yaşamda birer trajedi kişisi olduğuna inanıyorum. Dönemin müthiş baskısında, düşünsel inançları dolayısıyla handiyse cinnete sürüklenmiş kişiler... Üstelik yalnızca iki de değil!.."
Sonuç olarak karşısında etkileyici bir dönem romanı, psikolojik bir roman var. Henüz okumadıysanız mutlaka oyun derim.


Yorumlar