top of page
Öykü Günlüğüm
AYASOFYA KONUŞTU
Bu çocuk romanıyla birlikte benim kişisel okuma tarihimde yeni bir dönem de başlamış oldu: Storytel'e en sonunda ben de üye oldum. Kitaba dokunmayı, kurşun kalemle (lütfen tükenmez kalem kullanmayın) satırların altlarını çizmeyi, benim için yeni olan kelimeleri daire içine alıp anlamlarını öğrenmeyi, arkadaki boş sayfaya karakterlere dair notlar düşmeyi çok severim. Ayrıca müzik dinlenir bana göre kitap dinlenmez okunur. Elbette istisnai durumları var. Sesli kitaplar bu anlam
dilek yiilmaz
30 May 20222 dakikada okunur
İNCE İNCE BİR KAR YAĞAR...
“Buralara kar düşünce ardında garip yapışkan bir çamur bırakır. Siz bizim memlekettekini görecektiniz. Bembeyaz pambuk gibiydi. Bir yağdı mı aylarca kalkmaz. Üstelik adam boyunu bulurdu.” Yokuşun başındaki binanın üçüncü zilini çaldı Havva. Birbirinin aynı, bakımlı binalar sokak boyunca sıra sıra üniformalı askerler gibi dizilmişti. Soğuktan üşümüş, titrek, incecik parmağını kısacık bir an tuttu zilin üstünde. Biraz bekledi ama açılmadı. Duymamış olmalıydı. Aynı çekingenlikle
dilek yiilmaz
29 May 20215 dakikada okunur
KORONA SENİ YENDİK
Küçük kahraman Ada’ya ve onun cesur teyzesine… Merhaba benim adım Ada. Altı yaşındayım. Ben teyzemi çok severim. Hayatımda onun kadar eğlenceli birini tanımadım. Üstelik o da beni çok sever. “Benim bir tanem” der. O yüzden annem ve babam bir akşam işten geldiklerinde, “Yarın teyzene gidiyorsunuz” deyince çok mutlu oldum. Kocaman bir çanta hazırladık. Aslında birer tatil bavulu hazırladık desem daha doğru olur. Sanki yaz gelmiş de biz, hep birlikte kampa gidiyorduk. Doğrusu te
dilek yiilmaz
25 May 202110 dakikada okunur
YOLCULUK - bir hikaye
Kalabalığın içinde sürükleniyorum. Özleyeceğim buraları. Bir ressam gibi tablolaştırıp zihnimin sergi salonuna kaldırabilsem her şeyi. Sıkışan trafikte yapacak pek fazla bir şey yok, otobüsten inip Dolmabahçe’nin önünden Kabataş’a tramvaya yürüyorum. Garip bir akşam. Kış geliyor. Güneş bir var bir yok haliyle kandırıyor ya bu da yeter, azıcık da olsa ruhum ısınıyor. İçimde beni titreten bir hüzün taşıyorum. Üstelik bir de gitmek zorunda olduğum yere benimle gelmek istemeyen
dilek yiilmaz
12 May 20214 dakikada okunur
ZUKO'NUN YOKLUĞU
Bugün Zuko gideli tam üç gün oldu. Bomboş geçen tam tamına üç koca gün. Hiçbir haber yok ondan. Yalnızlık içimi kapladı. Öyle çok üzgünüm ki. Bazı sabahlar artık hiç geri gelmeyeceğini düşünüyorum ve uyanmak istemiyorum. Sitedeki diğer evlerden, bahçeden bir köpek havlaması duysam önce o mu diye cama koşuyordum. Ama hiçbiri Zuko değildi. Ayrıca ben onun sesini hırlaması, havlamasını nerede duysam tanırım. Böyle zamanlarda sadece kendimi kandırıyordum biliyorum. Sonra da...
dilek yiilmaz
23 Ara 20205 dakikada okunur
TOP YUTAN BAHÇE - Çocuk Öyküsü
Artık canıma tak etmişti. Bu kaçıncı giden ama geri gelmeyen top?... Bizim mahallemiz sessiz sakindir. Sıra sıra dizilmiş üç dört katlı evler ve hemen arkalarında küçük bahçeler vardır. Evler oldukça eskidir. Babam bir keresinde kendisinden bile yaşlı olduklarını söyledi. Buralara kentsel dönüşüm diye bir şey gelecekmiş. Ayak seslerini duyuyormuş. Ne olduğunu tam anlamasam da ben hayalimde bir dev olmalı diye düşünüyorum. Bizimkilere göreyse çok sevilen bir şey çünkü gelişin
dilek yiilmaz
17 Ara 20205 dakikada okunur
ÖZLEM KOKUSU - Kaybolan Bir Saatin Öyküsü
Bir kol saati olarak ikinci defadır kaybedilmiş olmanın üzüntüsü içindeyim. Ah! Bir bilseniz ilkinde başıma neler gelmişti? En iyisi hikâyemi en başından anlatmak. Belki inanmayacaksınız, ben tam yüz yaşındayım. İlk sahibim maaş hatırası olarak beni çok bilinen bir mağazadan almıştı. O zamandan beri aynı ailenin üyeleri arasında nesilden nesile el değiştiriyordum. İşinin uzmanı bir saatçinin elinde yapıldım. Adı neydi? Hafızamı biraz zorlarsam bulacağım. Hah! Nezihi Usta İl
dilek yiilmaz
11 Ara 20205 dakikada okunur
BAL VEREN KİRACILAR
Yağmur bu yıl okula başladı. Bir sürü arkadaşı vardı. Öğretmeni onlara harfleri öğretti. Renkleri zaten biliyorlardı. “Öyleyse dedi öğretmen hadi bakalım hepiniz bir resim çizin” Resimin konusu “YAŞADIĞIMIZ EV” olacaktı. Ama sadece evi değil, içinde yaşayan canlıları da çizecekti. Aslında bu bir aile resmi olacaktı. Yağmur resim yapmayı çok severdi. Renklerden de en çok moru. Aldı eline mor kalemini onunla önce dört katlı bir apartman çizdi. Bu bir aile apartmanıydı. Sonra b
dilek yiilmaz
10 Ara 20202 dakikada okunur
YABANİ , ORMANDAKİ KÖPEKLER
Küçük kahverengi ve ıslak burnunu toprağa sürerek dolaşıyordu. Artık kaybolduğundan emindi. Çünkü bütün kokular birbirine karışmaya başlamıştı. “Kahrolası şu yeşil ağaçların hepsi birbirine benziyor” diyerek havladı. İz olsun diye bıraktığı idrarı bile işe yaramıyordu. Üstelik güneş batmaya başlamıştı ve ilk kez evinin dışındaydı. Evet ya “ev”. Şimdi sıcacık evde olmalıydı. Işıl’ın ayak ucuna uzanmış o kitabını okurken kendisi de keyifle uyukluyor olacaktı. Ev… Bir düş kad
dilek yiilmaz
7 Ara 20204 dakikada okunur
Büyülü Şapka , çocuk öyküsü
Annem bana bir şapka aldı. Kenarları fırfırlı, üstünde minik beyaz kuşlar olan çok güzel bir şapka. Alırken sordu: “Kızım ne renk istersin?” Satıcı amca pembe ve kırmızı şapkaları gösterdi. “Bunlar tam senin için küçük hanım” “Ama ben mavi isterim” dedim. “Mavi renk erkekler içindir” “Kim demiş onu? Ben çok maviyi severim işte o kadar!” dedim. Gitti, aradı, buldu, getirdi. Hem renklerin kızı erkeği olmaz ki! Ben bütün renkleri severim ama en çok da maviyi. Çünkü deniz mavi,
dilek yiilmaz
24 Kas 20203 dakikada okunur
EVİNİ SEÇEN KÜÇÜK KUŞ
Bu akşam masal okuma sırası babasındaydı. Masal bitince, odanın ışığını söndürüp gitmeden önce Ayla ona: - Baba, anneni özlüyor musun? diye sordu. -Özlemez olur muyum kızım. Hem de çok özlüyorum. Ama biliyorsun o artık cennet bahçesinde, dedi. Kimse Ayla kadar özleyemezdi. Babası bile. Şimdi odası kapkaranlıktı. Aslında Ayla karanlığı hiç sevmez. Hatta korktuğu bile söylenebilir. Ama o gece ışıkları yakmak içinden gelmedi. Sanki sadece odanın ışıkları değil, içindeki ışı
dilek yiilmaz
6 Kas 20203 dakikada okunur
BOŞUNA ZİYAN OLMASIN
Pazar dönüşü elimde poşetler sıra sıra dizilmiş banklardan birine oturdum. Henüz kışa girmemiştik ama aslında girmeliydik. Yine geç kalmıştı mevsim. Soğuk mu sıcak mı olduğu belli olmayan kaypak bir havaya, karanlık bir gökyüzüne hapsolmuştuk da adını bir türlü koyamıyorduk. Her seferinde az alacağım deyip de nasıl bu kadar poşet yığınıyla pazardan çıktığımı bir türlü anlamam. Üstüne bir de bu mevsimini yitirmiş sıcak binince pazarın önünde o sıra sıra dizilmiş banklar bana ç
dilek yiilmaz
21 Eyl 20204 dakikada okunur
bottom of page