top of page

KAVUŞMAK , FRED UHLMAN

  • Yazarın fotoğrafı: dilek yiilmaz
    dilek yiilmaz
  • 1 Ağu 2019
  • 2 dakikada okunur

"1932 yılının Şubat ayında hayatıma girdi ve bir daha hiç çıkmadı." cümlesiyle başlayan, iki insan arasındaki dostluğu, her ne kadar araya koskoca bir dünya savaşı girse de bitmek tükenmek bilmeyen bir sevgiyi anlatan, muhteşem kısa bir roman -uzun bir öykü- KAVUŞMAK. Sonunca aynı zamanda hikâyenin anlatıcısı da olan kahramanımızın kaybettiğini düşündüğü dostuna kavuşması, okuyucusuyu gözü yaşlı bırakan etkileyici ve bir o kadar da umutlandırıcı bir son...

Yazar Fred Uhlman'a dair kısa bir özgeçmişi kitabın girişinde buluyoruz: Yazar, şair ve ressam kimlikleriyle bilinen Fred Uhlman 1901'de Württember'de dünyaya geldi. 1933'te Nazi karşıtı bir avukat olarak çalışırken, Hitler'in şansölyeliğe getirilmesiyle Almanya'yı terk etmek zorunda kaldı. Fransa ve İngiltere'de sürgünde geçirdiği yıllara dair anılarını 1960'ta kaleme aldığı The Making of an Englishman'de derledi. 1985'te Londra'da hayata veda etti. Özgeçmişinden de bahsedildiği gibi çok yönlü bir sanatçı Fred Uhlman. Okumuğumuz hikâye belli ki sanatçının kendi hayat hikâyesinden belirgin izler taşıyor. Doğduğu şehirle hikâyenin geçtiği şehrin aynı olması gibi.

Kavuşmak'ın kısa bir özetini verelim isterseniz. Her ne kadar verdiğim her bilgi biraz ipucu taşısa da aslında kitap tadından hiç bir şey kaybetmiyor. Örneğin ben iki yıl önce ilk okumamı yapmıştım. Sonra geçtiğimiz hafta kitap kulübü buluşmamızda ayın kitabı KAVUŞMAK 'tı ve ikinci okumamı bu vesileyle yaptım. Her okuduğumda ayrı bir tad aldığımı söylemeliyim. Keşke bu yazarın daha çok eseri olsaydı diye düşünmeden edemiyorum.

Kavuşmak romanında ana kahramanımız Hans Schwarz. Babası doktor. Ailesi yahudi. Babası bir bilim insanı, ülkesine gönülden bağlı, ilerici bir adam. Annesi dinine bağlı bir kadın. Hans tek çocuk ve özgür bir ailede büyüyor. Ama devam ettiği okul bir nevi seçkinler okulu. Sonuçta kahramanımız da boş bir çocuk değil oldukça bilgili. Yaşı henüz 16 olmasına karşın dünya klasiklerini okumuş, tarihe ve bilime meraklı bir genç adam. Ancak sosyalleşmeyi tercih etmiyor.

Diğer kahramanımız Graf von Hohenfels yani vaftiz adıyla Konradin, metnin başında belirttiğim cümlenin sarf edildiği kişi. Hans'ın okuluna geliyor, sınıf arkadaşı oluyorlar. Bir asilzade. Hatta şehrin geçmişi onun ailesinin ismiyle anılıyor. Mesafeli bir genç. Ancak Hans onunla arkadaş olmayı aklına koyuyor ve başarıyor. Konradin'in annesi Yahudilerden kelimenin tam anlamıyla nefret ediyor. Yatak odasında Hitler'in fotoğrafı olan ve onun ülküsüne inanmış biri. Babası ise tam bir aristokrat.

Bu iki genç adamın dostluğunun oluşmasını adım adım takip ederken aynı zamanda hikâyenin geri planında ülkenin faşizme teslim oluşunun ve yaklaşan savaşın izlerini de görüyoruz. Nihayetinde Hans evinden, ailesinden ve ülkesinden kopmak zorunda kalıyor. İşin en acı yanı da çok sevdiği dostunun da ona sırtını dönmüş olması. Genç adam Amerika'ya gidiyor, uzun yıllar boyunca orada kalıyor, yeni bir hayat kuruyor. Ancak geçmişi hiç unutmuyor. Sonra bir gün gelen bir bağış mektubuyla geçmiş tekrar karşısına çıkıyor.

Bu etkileyici kısa roman ya da uzun öykü her ne derseniz deyin, içi dünyaları alan hikâyeyi herkesin okumasını arzu ederim.

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page