top of page

SUSAN ÇOCUK. BİR ÇOĞUN GÖZÜNDEN BABASININ KAYBOLUŞ HİKAYESİ


Bazen üst üste okuduğum metinlerde kavram kesişmesi oluyor. Susan Çocuk romanını iki ya da üç yıl önce Tüyap Kitap Fuarı'ndan almıştım. Bir türlü okuma fırsatım olmamıştı. Sonra kitap kulübümüzün okuma listesine alalım ve arkadaşlarla birlikte okuyalım diye düşündük ancak maalesef yeni baskısı yoktu. Dün akşam yine Livera yayınlarından EMANET isimli, 2024 yılı Booker listesine giren Yael Van Der Wouden'in romanını okuduk. Her iki romanda da keşisen kavramlar; yüzleşme, mücadele, yahudilik, ötekileştirme'ydi.


Susan Çocuk, Cezayir'in kurtuluş mücadelesinin öyküsü olmasının yanı sıra bir çocuğun gözünden babasının kayboluş hikayesi. Artık yetişkin bir kadın olan kahramanımız 1962 yılında giderek artan şiddet olayları içinde bir gece ansızın ortadan kaybolan babasının izini sürüyor. Bu iz sürüş bir intikam ya da hesap sorma amaçlı değil. Sadece babasına ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Kurumlar tarafndan üstü örtülen kayıplar, kültürel olarak dışlanmalar, özgürleşme süresinde yaşananlar kurgunun içinde katman katman veriliyor.


Bir yere kadar merakımı tetikleyen metin bir yerden sonra anlatının tek düzeliğiyle benim okuma heyecanımı kaybetmeme neden oldu. Yazarın gerçek hayat hikayesinden yola çıkarak anlattığı bu kurgu belki de tam olarak oradan tıkanıyordu.


BANA DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ:


Yüzlerce yıl aynı topraklarda yaşayan Yahudilerin kurtuluş mücadelesinde dışlanmaları. Bizim 6-7 Eylül hikayemizle örtüşmesi.


Kızın soruşturmanın sonuna kadar gitmek istememesi. Belki suçluları bulamayacağı, belki bulsa da hesap soramayacağı düşüncesiyle intikamdan hissine sahıp olmaması.


Ailenin yaşamını Fransa'da sürdürmesi. Sömürüyü gerçekleştirenler ve ilişkiler.


Cezayir'in kurtuluş hikayesi


KÜNYE:


KİTABIN ADI: SUSAN ÇOCUK

YAZAN: MARİE CLAUDE AKİBA EGRY

YAYINEVİ: LİVERA

SAYFA SAYISI: 178

Yorumlar


bottom of page