ZAMAN SIĞINAĞI
- dilek yiilmaz
- 30 May 2024
- 4 dakikada okunur
Georgi Gaspodinov'dan okuduğum ikinci kitap Zaman Sığınağı. İlki Hüznün Fiziği idi. Yazardan o ilk romanı okumamın üzerinden kadar çok zaman geçti ki. Sadece hatıramda kalan inanılmaz etkilendiğimdi. Zaman Sığınağı'nı sanırım biraz da bu nedenle Dilek Kitaplığı Kitap Kulübü okuma listesine aldım. Kolay okunan bir yazar değil ama kesinlikle farklı bir yazar. Hatta onunla ilgili eleştirilere bakıldığında 'post modern' edebiyatın en iyi örneklerini verdiğini söylüyorlar. Ben bir akademisyen ya da bir edebiyat otoritesi değilim ama iyi bir okuyucu olarak bu görüşe katılırım. Zaten Georgi Gaspodinov Zaman Sığınağı romanı ile 2023 yılı Uluslararası Booker Ödülü'nü de alarak metinleriyle dikkat çekmeye devam ediyor. Bu arada Booker Ödülü iki farklı grupta veriliyor. İlki, yani 1969'dan beri verilen, sadece İngiltere ve İrlanda uluslar topluluğuna üye yazarlara ve ingilizce dilinde yazılan eserlere verilirken yakın zamandan itibaren kendi dilinde yazılan uluslararası kitaplara da verilmeye başlandı. Bu ödülün adı da Uluslararası Man Booker Ödülü olarak geçiyor. Edebiyat dünyasının en prestijli ödülleri arasında sayılıyor.
Gelelim bu yazının konusu olan roman, Zaman Sığınağı'na. Henüz onunla ilgili tanıtım metnini yükleyemedim ama kitap kulübümüzün bir önceki oturumunda Can Gürses'ten BİR ÖMRÜN TAKVİMİ'ni okumuş, tartışmıştık. O romanda da 'zaman' kavramı alışık olduğumuz kurgu akışı dışında verilmiş bir anlamda zaman alt üst edilerek fantastik kurgu desteklenmişti. Hikâyede geçmiş ile gelecek arasında dolanıp durmuştuk. Hemen üstüne okuduğumuz Zaman Sığınağı'nda da Georgi Gaspodinov bizi bildiğimiz anladığımız bir zaman akış temposunun dışına çıkartıyor.
Yazar bu hikâyede unutma ve hatırlama kavramları arasında bizi gezdirirken ütopik ama bir yönüyle de distopik bir dünyanın içine alıyor okuyucusunu. Hikâyenin anlatıcısı da olan ana kahramanımızın yolu bir gün Gaustin ile kesişiyor. Gaustin psikiyastrist ve gerontologdur. Anlatıcımız onunla karşılaşmasının hayatının bir döneminde tekrar gerçekleşeceğinden emindir ve öyle de olur. Viyana Geriatri Kliniği'nden Beatles hayranı Dr.G.'nin adı geçtiğinde bunun dosto Gaustin olduğunu tahmin eder ve yıllar sonra İsviçre'de tekrar yolları kesişir. Bu buluşmada Gaustin artık son aşamaya gelmiş Alzheimer hastaları ile projesinden bahseder. İsviçre yaşamın sakin aktığı bir ülkedir. Aynı zamanda yazarın sık sık alıntı yaparak göndermede bulunduğu Thomas Mann'nin Büyülü Dağ romanının da mekanıdır. Gaustin burada küçük bir klinik kurmuştur. 1960'lı yılları birebir yansıttığı bu klinikte bir şekilde o dönemde takılı kalmış hastaları konuk etmektedir. Anlatıcımız onunla çalışmaya başlar ve klinik aynı binanın her bir katında 40'lar, 50'liler ve 70'ler olmak üzere genişler. Anlatıcımızın görevi oraya gelen hastaların yaşadıkları dönemi birebir yansıtacak malzemelerle döşenmesine sağlamaktır. Romanın bu noktasında dönemsel tanıklıklar -ki bunların içinde okuyucuların kendi kişisel tanıklıkları ve hatıraları da ister istemez devreye giriyor- ile birlikte anlatı zenginleşiyor. Farklı karakterlerin takılıp kaldıkları dönemlerdeki hikâyeleri romanı zenginleştiriyor.
Ancak işin ilginç bir yanı da var. Gaustin çok ünlense ve tüm dünya tarafından merak edilse de hiçbir zaman kamuoyunun karşısına çıkmıyor. Söyleyeceği şeyleri hep bizim anlatıcımız aracılığıyla iletiyor. Olaylar zaman ilerledikçe öyle bir noktaya varıyor ki, benim distopik olarak nitelendirdiğim nokta da tam olarak burası, dünya ülkeleri halk oylamaları yaparak hangi tarihsel dönemde yaşamak istediklerini belirliyorlar. Bazıları 80'leri bazıları 60'ları seçiyor.
Hikâyenin sonu da kurgusu kadar entresan. Beklenmedik bir şekilde bitiyor. Yazar teşekkür yazısının ilk paragrafında şöyle diyor: "Düne ait dünyayı seven bir insan için bu kitap kolay olmadı. Bir ölçüde, bir geçmiş rüyasına ya da daha çok onu dönüştürmeye çalıştıkları şeye veda olarak görülebilir. Bir anlamda geleceğe veda olarak da görülebilir."
Roman boyunca sadece dünyanın zamanları arasında değil ülkeler ve şehirler arasında da gezdiyor yazar okuyucusu. Metinler arasılık da alıntılarla sıkça karşımıza çıkıyor. Ben bu tür romanları hep sevmişimdir. Merak duygumu besler. Üst okumalar yapmamı sağlar. Bununla birlikte ülkesinin yakın tarihinden bahsetmesi de beni çok etkiledi. Sınır komşumuz Bulgaristan hakkında meğerse hiçbir şey bilmiyormuşum, dedim.
Son olarak altını çizdiğim o kadar çok cümle oldu ki. Hadi birkaçını buradan sizlerle paylaşayım:
Geçmişe karşı acımasız olmalısın. Çünkü geçmiş de acımasız. syf.40
Buraya her dönüşümde olduğu gibi, kaçınılmaz olarak hüzün çöküyor. Eskiden hüzün daha aydınlıktı, görünmez örümcek ağlarının parladığı seyrek bir ormanda yürüyüş gibi. syf.141
Benden size bir nasihat, çocukken bıraktığınız yeri uzun bir aradan sonra asla ziyaret etmeyin, asla. Değiştirilmiştir, zamandan arındırılmıştır, terk edilmiştir, hayalet gibidir. Orada. Hiçbir şey. Yoktur. syf.143
Babaannenin ikonu vardı, annenin küçük Lenin portresi, senin ise - televizyonun. Ama rakın yoksa televizyon neyine. Televizyon hayatı seyreltir sadece, rakına su katmak gibi bir şey... syf.146
Sosyalizm erken kalkanlara güvenirdi. Devrimler, darbeler, cinayetler sabah erkenden, gün doğmadan önce olur. syf.160
Odysseia'ya gittikçe daha sık dönüyorum. Onu hep macera kitabı olarak okuduk. Daha sonra baba arayışıyla ilgili bir kitap olduğunu da anlıyoruz. Ve tabi ki, geçmişe dönmekle ilgili bir kitap olduğunu. İthaka geçmiştir. Penelope geçmiştir, terk ettiğin ev geçmiştir. Özlem, Odysseus'un yelkenlerini şişiren rüzgârdır. Geçmiş hiç de soyut değildir, çok küçük, somut şeylerden oluşur. Kalypso ile yedi yıllık mutlu bir hayattan sonra su perisi ona sonsuza dek onunla kalma şartıyla ölümsüzlük teklif ettiğinde, Odysseus yine de reddeder. syf.107
İkinci bir okumayı kesinlikte hak eden romanlardan biri Zaman Sığınağı. Yazarın yine teşekkür yazısında değindiği gibi çok geniş bir araştırmanın ve titiz bir ön hazırlığın da ürünü. Edebi dili, zorlayıcı kurgu oyunları, sürekli soruşturmaya yönelten kavramları ile kesinlikte iyi bir edebiyat eseri. Tavsiye ederim.
İyi okumalar,
KÜNYE:
KİTABIN ADI: ZAMAN SIĞINAĞI
TÜRÜ: ROMAN
YAZARI: GEORGİ GOSPODİNOV
YAYINEVİ: METİS
YAYIN TARİHİ: OCAK 2022
SAYFA SAYISI: 287


Yorumlar