top of page

ANNEM BELKIS biyografik bir kitap

  • Yazarın fotoğrafı: dilek yiilmaz
    dilek yiilmaz
  • 18 Kas 2020
  • 3 dakikada okunur

7 Kasım Cumartesi aylardır heyecanla beklediğim Zeynep Cemali Edebiyat Günü pandemi dolayısıyla ilk defa dijital olarak düzenlendi. Bu yıl onuncusu gerçekleştirilen bugünde bol bol edebiyat konuşuldu. Düzenleyicisi çocuk edebiyatı kurumu, adı veren usta yazar çocuk edebiyatı yazarı olmasına karşın gün edebiyatın tüm konularını; sıkıntılarını, planlarını masaya yatıran çok yönlü geçti. Ben ilk defa katılıyordum ve burada ilk defa konuşmalarını dinleyip hayran kaldığım insanlar oldu. Bunlardan biri de Gündüz Vassaf'tı. Elbette geçmişte adını duymuştum, kısa kısa bir şeyler okumuştum ama o gün harika bir konuşma yaptı. Hemen ardından koştum kütüphaneye iki kitabını buldum, aldım. İşte Annem Belkıs bunlardan biri..

Kitaba başlamadan önce ben de her zaman yaptığım gibi yazarı biraz araştırdım. Bir çok kitap al sitesinde karşıma çıkan yorumları okudum. Youtube üzerinde çok güzel sohbetlerine denk geldim. Bunlardan biri Sennur Sezer ile yaptığı sohbetti. Sanırım bu sohbette ülkemizde çok fazla anı - biyografi tarzında kitaplar olmadığından, bunun kültür olarak kendimizi anlatmayı ayıp saydığımızdan kaynaklandığını söyledi. Gerçekten de edebiyatımızda sayılıdır. Ama bir Tomris Uyar'ın günlüklerini okuduğunuzda ya da Ahmet Hamdi Tanpınar'ın o günlerin sadece edebiyat dünyasıyla ilgili değil Türkiye ve Dünya gündemiyle ilgili de bir çok şeye şahit olursunuz. Tarihi okumanın belki de en keyifli yoludur. Netice itibariyle iyi ki Gündüz Vassaf annesi Belkıs Vassaf'ın hayatını kaleme almış. Çok arzu ederim herkesin bu kitabı okuması. Özellikle de gençlerin.

Gündüz Vassaf Annem Belkıs'a başlarken yazdığı sunum yazısında "Başlangıç yerimiz Rumeli. Yıl 1904 olabilir." diyor. İki dünya savaşı görmüş, kalabalık bir ailede önce babasız çok kısa bir süre sonrada anneniz kalmış bir kadının öyküsü anlatılan. Hep okuması için yönlendirilmiş belki de şanslı kadınlardan. Çok kısa değil 290 sayfalık bir kitap ama öyle akıcı ki, hızla okunuyor. Ben biraz zamanı yavaşlatmak adına kendimi durdurdum çünkü çabucak bitmesini istemedim. Birebir ağızdan yazılmış. Gündüz Vassaf annesinin anılarını kayda almış, sohbetler yapmış ve sonrasında yazıya geçirmiş. Bu yaşam öyküsünde bir imparatorluğun yıkılışını, göçleri, zulümleri, yeni cumhuriyetin kuruluşunu, kadına bakışı, yeni yapılanmayı, Amerika'yı daha bir çok şeyi okuyorsunuz. Ben aynı zamanda okuduğum kitapların 1000kitap platformunda da paylaşımlarını yapmaya başladım. Oraya kısa kısa alıntılar yapmıştım. Birazını buraya almak istiyorum:

Çocukluğunun Rumeli'sini anlatırken;

Usturumca'da Hristiyanların çoğu çeşitli mahallelere ayrılmıştı. Bilhassa onların oturduğu yere, ki çoğu Bulgardı, 'varoş' denirdi.

İstanbul'a akrabalarının yanına sığındıkları günlerde:

Selanik deyince gözümün önüne gelen en acı manzaralardan biri de Rumeli'nin her tarafından gelen ve cami ile medreselerde barindirilan muhacirlerin haliydi... Carsaf ya da herhangi bir uydurma perdeyle ayrılmış hücreler vardı. Her hücrede bir aile otururdu.

Zekeriya Sertel Belkıs Vassaf'ın baba bir anne ayrı abisi;

Ağabeyim Zekeriya Sertel, Ankara'da Atatürk'ün Matbuat Umum Müdürlüğü'nü yaptı. "Ama basına sansür konamaz" diye bir beyanatından sonra bu görevden ayrılıp Yunus Nadi ile paralarını denkleştirip Cumhuriyet gazetesini kurdular. Oysa nedense gazetede bir tek Yunus Nadi Bey'in adı çıkar kurucumuz diye. Daha sonra abim payını çekip ayrıldı.

Türkiye'nin yakın geçmişinin acı gerçekleri;

Ne yazık ki Atatürk'ün ölmünden sonra İnönü'nün Milli Şef döneminde Pertev ( Nail Boratav), Niyazi (Berkes), Muzaffer (Şerif) ders verdikleri Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nden uzaklaştırıldı. Pertev Sorbonne'da, Niyazi McGill'de, Muzaffer Columbia'da profesör oldular. Sabahattin öldürüldü. Yurtdışında üniversitelere gidenlerin hepsi dünya çapında ün sahibi oldular. Türkiye'nin kaybı dünyanın kazancı oldu.

İkinci Dünya Savaşı öncesinde Amerika'daki günlerinde ayrımcılıkla ilgili şahit oldukları. Üstteki paragrafta siyahi bir kadının konuşmasından bölüm yer alıyor. Altta ise Yahudi'lere bakış açıları

Belkıs Vassaf nihayet elli yıl sonra ülkesine döndüğünde karşılaştıkları ise üzücü oluyor. Ancak son anına kadar ki, "artık ölüyorum galiba" dediği günün ertesinde vefat ediyor, ayaklarının üzerinde dimdik duran bir kadın hatırası bırakıyor bizlere.

Mutlaka okuyunuz efendim. İyi okumalar dilerim,

Son Yazılar

Hepsini Gör
Düşler Sirki: Angela Nanetti'nin Masalsı Dünyası

Size bu yazımda Angela Nanetti'nin 'Düşler Sirki' romanından bahsetmek istiyorum. 'Dedem Bir Kiraz Ağacı' romanını okumayan var mıdır acaba? Hans Christian Andersen Ödüllü yazarı bu romanıyla tanımış

 
 
 

Yorumlar


bottom of page