top of page

GİTME, GÜL YANAKLARIN SOLAR

  • Yazarın fotoğrafı: dilek yiilmaz
    dilek yiilmaz
  • 3 Nis 2019
  • 2 dakikada okunur

Ne güzel bir roman ismi demiştim ilk duyduğumda. Bir epigraf gibi romanda okuyacaklarıma dair beni duygulandıran, daha başlamadan gözlerimi yaşartan bir cümle. Zaten inanın romanın içi de başlığı gibi dolu dolu. Genç yazar İrem Uzunhasanoğlu belli ki iyi bir araştırma yapmış üstüne bir de insanlığını koymuş ve çok güzel bir eser ortaya çıkarmış.

irem uzunhasanoğlu

Gitme, Gül Yanakların Solar Birinci Dünya Savaşı'ndan sonraki karanlık günlerde oradan oraya savrulan halkların masalı desem yalan olmaz. Çünkü hikâye temelinde bir Türk ailesinin zorunlu olarak Balkanlardan göçüyle başlasa da sonrasında yaşananlar ve anlatılanlar bir denizin iki yakasının hikâyesi. O günlerden günümüze kadar gelenleri tarafsız bir ebediyatçı gözüyle gerçekle kurguyu içiçe katarak vermekse ustalık istiyor. Çünkü bazen kurgu devreye girmediğinde bir anı ya da tarihçe okuyor oluyorsunuz. Gitme, Gül Yanakların Solar 'ı okurken yazarın o dönemlere dair epeyce araştırma yaptığını fark etmemek imkansız ama karakterleri yaşatmayı başarmış. Bu nedenle de roman kolaylıkla akıp gidiyor. Aynı zamanda durup Palu neredeymiş, 1930'larda ne olmuş, Lozan Barış Antlaşması'nın mübadele koşulları nelermiş diye merak edip internetten araştırdığımı da itiraf edeyim. Ben beni yeniden düşünmeye yönelten, araştırma yaptırtan, meraklandıralan, soru sorduran ve cevaplar için uğraştıran romanlar okumayı seviyorum. Kurgu da olsa bir gerçekliğin temelinden çıkarak örülmüş olmasını istiyorum. Son zamanlarda böyle kitapların da elime öyle ya da böyle geçmiş olması tesadüf mü bilmem. Bundan sonra vakit buldukça aktarmak istediğim romanlarım da kezâ öyle. Birisi İtalya'da bir şatodaki fresklerin izlerini sürdürdü, diğeri '80 lerde ülkemizde yaşananların.

Gitme, Gül Yanakların Solar'ın kısaca hikâyesine gelirsek, 1910'lu yıllarda Balkanlarda Türklere karşı yoğun bir yıldırma ve yok etme politikası yürütülüyor. Birbirleriyle o güne kadar komşu olan halklar düşman oluyor. Başlarına geleceklerden korkanlar tüm varlıklarını bırakıp hızla yola koyuluyorlar ancak yolculuk çok zor şartlarda gerçekleşiyor, ölümler oluyor, güçlü ve şanslı olanlar Anadolu topraklarına ulaşıyorlar. Ancak orada da her şey yolunca gitmiyor. Çünkü her ne kadar vatan olsa da onlar için ikinci vatan olan bu topraklarda tutunmak için çok uğraş vermeleri gerekiyor. Ölümler, üst üste acılar kadar dostluklar, cesaret ve varoluş mücadelesi insanları bekliyor. En çok da kadınları... Tüm bunları takip eden bir kadın yazar, şöyle diyor : "Bir seyahatle başladı her şey. Bir seyahat serdi tüm geçmişimi ayaklarımın önüne. Hiç bimlediğim, duymadığım mazimi, kökümü, soy ağacımı..." bir ipucunun izine düşüyor ve tüm yaşananları romanlaştırarak somutlaştırmak istiyor.

Herkesin keyifle okuyacağını düşündüğüm bu roman zamansız eserlerden biri olmuş. İyi okumalar dilerim.

Son Yazılar

Hepsini Gör
Düşler Sirki: Angela Nanetti'nin Masalsı Dünyası

Size bu yazımda Angela Nanetti'nin 'Düşler Sirki' romanından bahsetmek istiyorum. 'Dedem Bir Kiraz Ağacı' romanını okumayan var mıdır acaba? Hans Christian Andersen Ödüllü yazarı bu romanıyla tanımış

 
 
 

Yorumlar


bottom of page