top of page

HAYAL OTEL İç içe Geçen Öyküler

  • Yazarın fotoğrafı: dilek yiilmaz
    dilek yiilmaz
  • 28 Ara 2020
  • 3 dakikada okunur

Hayal Otel yazar B.Nihan Eren imzasıyla okuduğum ilk eser. Hayran kaldım!..

Hayal Otel kitap kulübümüzün 2020 yılının son kitabıydı. Yılı böylesi bir edebiyat eseriyle tamamladığımız için çok mutluyum. Üstelik sevgili yazar B.Nihan Eren söyleşimize dahil oldu ve Hayal Otel'le ilgili sormak istediğimiz tüm sorulara ilk ağızdan yanıt alma şansını bulduk.

Yazıya başlarken tanıtım metnine önce şöyle bir başlık attım: HAYAL OTEL İÇİÇE GEÇEN ÖYKÜLERLE BÜTÜNLEŞEN BİR ROMAN. Bu bir öykü kitabı mı yoksa roman mı? Tür tartışması bu eser üzerinde çok yapılmış. Ben kısa bir roman gibi okudum. Hatta bunu Nihan Hanıma da sordum. Yazar bu tartışmanın basım aşamasında yayınevinde de söz konusu olduğunu ancak kendisi "öykü olarak yazdım ve öykü olarak kalmasını isterim" dediği için kitap öykü kategorisinde yerini almış. Bu konuda okuyucu serbest aslında dileyen bir roman diyebilir, dileyen her bir bölümü başlı başına bir öykü olarak okuyabilir. Ancak bu metnin öykü mü roman mı olduğu tartışmasının çok üstünde bir şey var ki o da yazarın dili. Kelime seçimleri, metaforları, tasvirleriyle B.Nihan Eren edebiyatı hayranlık uyandırıyor.

Lafı çok fazla uzatmadan biraz Hayal Otel'in konusundan bahsedeyim. İlk öykü Kaktüs'de baş kahramanlar İshak ve Feryal ile tanışıyoruz. Sakin bir tatil beldesinde, kasabadan uzak, tepeye konumlanmış bir küçük otel almışlar. Beyaz yakalı hayatlarını terk edip, yeni bir yaşama kaçmışlar. İlk sezonları. Daha otelin tabelası bile asılmamış. Hayal Otel yazısı yerde asılmak üzere bekliyor. Yaza girmek üzereler. Oteldeki bütün odalarına Kaktüs, Ardıç, Begonvil, Menekşe, Limon gibi bitki isimleri vermişler ve odaları bu konseptte dekore etmişler. Duvarları odanın ismini alan bitkinin resmi süslüyor. İlk öykünün sonunda evli olan bu çiftin ilişkilerine ve neden her şeyi bırakıp bu ücra kasabada olduklarına dair sorular kafamızda beliriyor. Aslında pek de tekin olmayan bir şeyleri seziyoruz.

"İsmet Kaktüs'ü açar açmaz odadan dışarı koca bir deniz boşaldı. Odalar ve kapılar, döşemeler ve kartonpiyerler yer değiştirerek alabora oldular. Ufak vitray camdan yansıyan ışıkla su önce kırmızıya sonra mora kesildi..... Dünyanın göz açıp kapamayla değişebileceğini İsmet iyi bilirdi. Bu yüzden hiç şaşırmadı, yaşamakta randımanlı, kaçmakta becerikliydi."

Diğer hikayelerde sırasıyla kendini yazar olarak tanıtan Doruk çıkıyor karşımıza. Karısı Gülnur'dan kaçmış. Bir gece ansızın yollara düşmüş. Bir şeyler yazıyor ama yazıyor mu rol mü yapıyor kendi bile emin değil.

"Giderek yükselmekte olan güneşe doğru yürürken, ardına düşen yalnızca gölgesi değil, aynı zamanda hikâyesiydi."

Sonra Ahmet ve Meryem giriyor öykülerden biriyle ve içine kendi gizli hikâyelerini katarak. Otel için Feryal ve İsmet yardımcı arıyorlar. Bir kahya ve temizlik için bir kadın. İşte Ahmet ve Meryem bu işe talip oluyorlar. Ama hallerinde bir gariplik var. Nasırsız elleri onları ele veriyor ama yine de işi alıyorlar. Sonra bu çiftin kaçmak zorunda bırakılan insanlardan olduklarını öğreniyoruz.

"İşte buradaydılar. Bir yer açıldı. Bir tepenin bodrumunda bir yer. Yeni hayat. Yeni hayat değil. Kayıp hayat. Ahmet kendini yatağa bırakmadı, sinirleri boşalırcasına yığıldı."

Leyla ve Deniz var bir de. Leyla Deniz için oğlunu kocasını geride bırakmış. İki kadından Leyla için her şey çok yeni. Deniz ise hep cesur olan.

"Halbuki kendisi de yapabilmek isterdi. Onun yaptıklarını daha önce hiç yapmamış olmak, kendi korktuklarını, örtüp sakladıklarını onun üzerinde böylesi bir kendiliğindenlikle ortalarda Leyla'nın hem başını döndürüyor ve ona meftun kılıyordu. Hem de bizzat Deniz olma isteğiyle kavruluyordu."

Ve en son olarak da Nilüfer ve küçük erkek çocuğu. O çocuğun oğlu olduğunu düşünüyoruz. Kadına anne diyor. Ama gerçekler her zaman göründükleri gibi değil bu kitaptaki hiçbir öyküde.

"Koridorların sessiz uzanışında, ölmekten kurtulmuş şu çocuğun, o gün ölemediği için pişman ola ola yaşacağı uzun hayatının ekşi yankısı vardı."

Çok fazla detay vermek istemiyorum. Kitabın büyüsünü bozmak olur bu. Yalnız şunu söyleyebilirim. Bu kitap tekrar tekrar okunur olanlardan. Her defasında yeni ve farklı bir tad alınarak okunur hem de. Karakterlerin zenginliği yanısıra doğanın yer yer karakter yer yer güçlü metaforlar şekilde kullanılması gerçekten hayranlık uyandırıcı.

En sevdiğim bir kaç satırı daha paylaşayım ve bitireyim o halde. Aşkı anlatsın kahramanlarımızdan biri: "Sevgi buydu. Bir soluğun varlığına minnet, şükran, sevinç... dünya üzerindeki şu koca tek başınalığı dağıtan o varlığa sonsuz sarılma, ölse bile toprağına kıvrılma isteği. Esirgenmişliği bile paylaşıp, oradan gelen kıyıcılığı azaltarak bölüşme arzusu."

Kitabın kapağını kapattığınızda yazmaya devam ediyorsunuz. Belki okuyanların bazılarının beklediği, bazılarınsa hiç ihtimal vermediği bir sonla bitiyor ama kahramanların hayatları zihnimizde kurulmaya devam ediyor.

Kaçırmayınız efendim, üzülürsünüz. İyi okumalar dilerim.

KÜNYE:

Kitap adı: Hayal Otel

Yazar: B.Nihan Eren

Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

Yayın yılı: 2020

Sayfa: 92

Son Yazılar

Hepsini Gör
Fuat Sevimay'ın Aziz ile Nikola Romanı

Benim Aziz ve Nikola romanında en sevdiğim yönlerden biri üst okumalara neden olacak bilgiler paylaşması ve kadın karakteri önemli bir konuma yerleştirmesiydi.

 
 
 
MUTEDİL DALGALI

Ömür İklim Demir'in son öykü kitabı Mutedil Dalgalı kitap kulübümüzün kapanış konuğuydu. Muhtelif Evhamlar Kitabı isimli öykü kitabıyla yazarla tanıştım. Ardından Kum Tefrikaları romanı geldi. Son ola

 
 
 

Yorumlar


bottom of page