top of page

HAYATIMIZIN EN UZUN KIŞI - DİLEK KARAASLAN'DAN SARSICI ÖYKÜLER (Kitap İncelemesi)

Dilek Karaaslan'ın ikinci öykü kitabı Hayatımızın En Uzun Kışı
Dilek Karaaslan'ın ikinci öykü kitabı Hayatımızın En Uzun Kışı

Dilek Karaaslan'ın ikinci öykü kitabı Can Yayınları tarafından basıldı. Kitap, Gülten Akın'ın Deli Kızın Türküsü şiir kitabından "Leke" şiirinden bir alıntıyla başlıyor:


"Çağın en karmaşık yerinde durduk

Biri bizi yazsın, kendimiz değilse

Kim yazacak

Sustukça köreldi

Kaba yonttuğumuz ince bıçak"

Bu alıntı okuyacağımız öyküler hakkında bir ipucu da sunuyor.


Hayatımızın En Uzun Kışı öykü kitabı; Ramo, Demir Bir Çay İçer Misin?, Drina Nehri, Zürafa Sokağı, Prenses Karolin, Topuk, Aile Mirası, İğneci, Havuz, Adıl, Balık, Yanındaki isimli on iki öyküden oluşuyor.


Dilek Karaaslan yaşamın içinden geçen küçük ayrıntıları, kırılgan ilişkileri ve insanın iç sesini duyuran anları ustalıkla bir araya getiriyor. Kitap, farklı karakterlerin hayatlarına açılan kısa ama yoğun hikâyelerden oluşuyor; kimi bir evin sessizliğine, kimi bir hatıranın ağırlığına, kimi de uzun bir kışın içinden çıkma çabasına odaklanıyor. Karaaslan, sade ve güçlü diliyle okuru hikâyelerin içine usulca çekiyor; insanın hem kendine hem de çevresine tuttuğu aynayı incelikle gösteriyor. Her öykü, bir mevsimin kapı aralığından bakar gibi, okura hem serin bir gerçeklik hem de içten bir sıcaklık bırakıyor. Ama iç acıtıyor. İşte tam bu noktada yazarın neden Gülten Akın'dan alıntı yaptığını çok iyi anlıyorum. Şairin dediği gibi "Çağın en karmaşık yerinde durduk" biz de. Her akşam kadına yönelik onlarca şiddet haberi izliyoruz. Dünya halkları artık yerli yerinde değil, herkes bir yerden bir diğerine göçüyor. Bu zorunlu göçte en çok zarar gören çocuklar ve kadınlar oluyor. Hayatımızın En Uzun Kışı'ndaki öyküleri okurken bu haberleri hatırladım. Hüzünlendim ve içim daraldı.


Bu kitabı kimler okumalı?

Hayatın içindeki küçük kırılmaları, sessiz duyguları ve insanın kendisiyle kurduğu ilişkiyi anlamaya ilgi duyan herkes…

Öykü türünü seven, güçlü ama sade bir anlatım arayan okurlar için ideal.

Günlük hayatın koşturmacasında durup bir nefes almak, kendine ve başkalarına başka bir gözle bakmak isteyenler için de doğru bir kitap.

Kısacık metinlerde derinlik arayan yetişkin okurlar özellikle çok seveceklerdir.


Neden sevdim?

Çünkü Dilek Karaaslan, sıradan görünen anların içindeki duyguyu büyük bir incelikle yakalıyor.

Öyküler, abartıya kaçmadan; sakin ama etkileyici bir tonda ilerliyor ve okuru doğal bir şekilde içine alıyor.

Karakterlerde kendinden, komşundan, geçmişinden bir parça bulmak mümkün.

Ve en önemlisi, kitap kapandığında bile hikâyelerin bıraktığı o sessiz düşünce hâli okurun içinde uzun süre kalıyor.

Bu yüzden “uzun bir kış” değil, insanın kendine doğru yaptığı derin bir yolculuk gibi hissediliyor.


Kısacası "Hayatımızın En Uzun Kışı"; insanın dayanma gücünü, geçmişini taşıma biçimini ve hayatla kurduğu küçük bağları hatırlatan etkileyici bir öykü yolculuğu. 


Not: Benim ilk üçüm...

Öykü kitaplarını okurken benim bir alışkanlığım vardır. Hatta bu alışkanlığı birlikte okuduğum kişilere de bulaştırdım. Kitaptan en beğendiğim ilk üç öyküyü sıralarım. Hepsi güzel olsa da mutlaka bir "ilk üç" listesi oluştururum. Hayatımızın En Uzun Kışı'nda aşağıdaki öyküleri içim sızlayarak okusam da benim ilk üçüm oldular.

1- Demli Bir Çay İçer Misin?

2- Havuz

3- Zürafa Sokağı


✨📚 Künye ✨

🌿❧❦❧🌿

📖 Kitap Adı: Hayatımızın En Uzun Kışı✍️ Yazar: Dilek Karaaslan🏛 Yayınevi: Can Yayınları📅 Baskı / İlk Yayın: 1. Baskı – 2025📄 Sayfa Sayısı: 136🔢 ISBN: 978-975-076-550-6📘 Kapak Türü: Karton kapak🌐 Dil: Türkçe

🌿❧❦❧🌿

“Dilek Kitaplığı: Kitapların bana fısıldadıklarını sizinle paylaşıyorum.” 👩‍🏫📚







Yorumlar


bottom of page