KREUTZER SONAT , TOLSTOY
- dilek yiilmaz
- 26 Mar 2019
- 2 dakikada okunur
Tolstoy'un İncil'den "Fakat ben size diyorum ki her kim bir kadına hırs ve arzu ile bakarsa içinden onunla zina etmiş olur" epigrafıyla başladığı kısa ama toplumsal değerlendirmeleriyle derinlikli bir romanı.
Geçtiğimiz ay yazarlık grubundan bir arkadaşımızın çok yakın arkadaşı olan çevirmen Ayşe Hacıhasanoğlu'yla tanışmamıza vesile olan roman da diyebilirim. Bir çevirmenle ilk defa yapma fırsatı bulduğum söyleşide onun çevirisinden geçmiş Kreutzer Sonat'ı okuduk. Roman Tolstoy'un yaşamı hakkında ipuçları da barındırırken dönemin toplumsal yaşamına dair de çok önemli bilgiler içeriyordu.

Kreutzer Sonat epigraftan da anlaşılacağı üzere kadın ve erkek ilişkisi özellikle cinsellik üzerinde duran bir metin olmuş. Bu roman aynı zamanda bir evlilik eleştirisi olarak da nitelendirilebilir bana kalırsa.
Romanı okurken ve sayın Hacıhasanoğlu'yla sohbet ederken Tolstoy'un özel yaşamında tek eşli ve çok cocuklu olduğunu, karısının oldukça otoriter bir kişilik olduğunu ama aynı zamanda yazarın en büyük yardımcısı olduğunu da öğrendim.
Roman bir adamın tren yolculuğuyla başlıyor. Çevresini gözlemlerken sessiz ve sert görünüşlü bir yabancı ile onun tam aksi sürekli konuşan kadın erkek ilişkileri ve aşk üzerine tatlı bir tartışma yürüten genç bir çifte rastlıyor. Sohbet aşkla ilgili ve kadın-erkek ilişkisi üzerine sürerken sessiz kalan adam diyaloğa dahil oluyor, kadını romantik düşüncelerden vazgeçmesi için uyardıktan sonra başbaşa kaldıklarında adama hayat hikâyesini anlatmaya başlıyor. Adam karısını öldürmüş bir katile nasıl dönüştüğünü anlattığı hikâyesine "Herhangi birkonuda kendisinden daha kötüsünü bulamayacak, bulunca benden kötüsü de var diyerek gururlanıp kendinden hoşnut olmayacak tek bir alçak yoktur." diyerek başlıyor.

Kreutzer Sonat ilişkiler dışında müziğin insan ruhu üzerindeki etkisi üzerine de kendince ilginç saptamalar yapıyorB " Müzik, insanın ruhunu yücelterek ya da alçaltarak değil sinirini bozarak etkiler. Size nasıl anlatayım? Unutturur bana, beni başka benim olmayan bir duruma taşır: Müziğin etkisiyle hissetmediğim bir şeyi hissedebilirmişim, yapamadığım bir şeyi yapabilirmişim gibi gelir bana. / Çin'de müzik devlet işidir. Öyle olmalıdır zaten. İsteyen herkesin başka birini ya da başka birsürü insanı hipnotize etmesine, daha sonra da bu insanlara istediğini yapmasına izin verebilir mi? Bu kadar acımasız eleştirilen elbette bir nedeni var. Baş karakterimizin katil olmasına neden olan bir müzisyendir.
Romanın bana göre en acıklı ve maalesef günümüze kadar gelmiş olan kısmı erkek kendini suçlu görse de toplumun onu cezalandırmaması, hatta namus cinayeti işlemesi nedeniyle haklı görmesidir: "Mahkemede benim aldatılmış bir koca olduğuma ve kırılan onurumu korurken (bu onların ifadesiyldi) öldürüldüğüme karar verildi. Bu yüzden de beraat ettirdiler. Mahkemede işin aslını açıklamaya çalıştım, ama onlar karımın şerefini temizlemek istediğim şeklinde anladılar.
Ebediyatın klasiği olan ustanın üzerine çok tartışılan ve hâlâ tartışılabilecek bu romanını çok güzel bir çeviriyle İş Bankası Yayınları'ndan okudum. Sizlere de Ayşe Hacıhasanoğlu çevirisiyle okumanızı tavsiye ederim.
Ayrıca ilginizi çekerse o gün gerçekleştirdiğimiz röportajımızın çözümünü arkadaşım Mevzu Edebiyat'ta yayınladı. Buradan okuyabilirsiniz.
Sevgiyle kalın.



Yorumlar