KÖRBURUN İÇ İÇE GEÇMİŞ HİKAYELERİN ROMANI
- dilek yiilmaz
- 26 Eyl 2018
- 2 dakikada okunur
Size bugün tavsiye edeceğim roman KÖRBURUN iç içe geçmiş hikayelerin romanı ve ben bu romanı okuyalı neredeyse bir yıl oldu. Aslında tanıtımını blogumda da yazmıştım ancak teknik olarak karşılatığım bir arıza bir takım yazılarımın kaybolmasına neden oldu. Şimdi o acemiliği biraz üzerimden attım umarım bundan sonra böyle bir teknik sorunla karşılaşmayacağım. Ama Körburun 'u tekrar yazmak ve romanda geçenleri anımsamak kendi adıma zamanda bir yolculuk oldu.

KÖRBURUN HİKMET HÜKÜMENOĞLU
Körburun romanını keşfetmem önce yazarını keşfetmemle oldu diyebilirim. Okuyucu olarak bir öykü ya da roman okuduğumda yazarını, yaşamını, bulunduğu zamanı, onun hayata nasıl baktığını anlamaya çalışırım. Her ne kadar bir yazar kendini yazmasa da yaşamdan etkileşimlerini, duygu dünyasını, yaşadığı dönemin izlerini ya da geçmişinden gelen yaşanmışlıkların tortusunu ister istemez eserine aktarır bana göre. Örneğin geçtiğimiz günlerde tamamladığım SUÇ VE CEZA'yı okurken o tarihlerde RUSYA'nın sosyopolitik durumunu, dünyayı etkileyen gelişimleri ve ekonomik sorunları düşünerek, yazarın neyi neden yazdığını daha iyi anlayabiliyorum. Ve konular üzerine daha derin düşünme şansına sahip oluyorum. Sonradan okudukların ucunu yakaladığım ve nereye ulaşacağını bilmediğim kırmızı bir yumak gibi okuyucu olarak beni sürüklüyor.

KÖRBURUN İÇ İÇE GEÇMİŞ HİKAYELERİN ROMANI İşte internette gezinirken Hikmet Hükümenoğlu'nun web sitesine denk gelmiştim. KUŞLAR YASINA GİDER, Hasan Ali Toptaş'ın romanıyla ilgili araştırma yapıyordum ve onun güzel yazısına denk gelmiştim. Sonra da takibi bırakmadım. Hikmet Hükümenoğlu ile ilgili en güzel taraf yazarla iletişime geçebilmeniz. Mesela buradan sitesini bir ziyaret edin, mektup formunu doldurun, size düzenli olarak mektup gönderen bir yazar. Edebiyata ve hayata dair iz süren ve bulduklarını takipçileriyle paylaşan biri. Gelelim KÖRBURUN 'a... Açık söylemek isterim kalın romanlar gözümü korkutur ki KÖRBURUN da 582 sayfalık bir roman. Sırf bu yüzden biraz erteleyerek aldım. Ama çok hızlı okudum. İç içe geçmiş hikayeler diyorum ya gerçekten öyle. 1960'lardan başlayarak 1980'i içine alan geniş bir zaman dilimini kapsıyor. Zamanlar arasında geçişler ortak karakteler bir birine bağlanan hikayelerle devam ediyor. Ancak tarihlerden anlayacaksınız Türkiye'nin karanlık dönemleri, insanların karanlık yüzleri ön plana çıkıyor. Böyle olunca da romanın hikayesi bir hesaplaşmaya dönüşüyor. Okuyucuyu düşündüren, sorgulatan bir yakın tarih hesaplaşması diyebilirim. Roman sanırım yazarı da katılacaktır belki de çok daha uzun olabilirmiş. Çünkü hikayeler daha da uzayabilecek nitelikte. Karakterlerle birlikte yaşayan hikayeler oldukça doğurgan ve genişletilebilir. Zengin bir çeşitlilik var. Mekan Prens adalarından esinlenerek uydurulmuş en uzak, en sonda yer alan KÖRBURUN adası. Zamanında bazı şeylerin güzel giderken bölünmüşlüğe teslim almış, gerçeği taklit eden hayali bir ada. Yukarıda söyledim ya bir romanı ya da öyküyü okuduktan sonra yazarı da yakından tanımak, anlamak isterim diye... Hikmet beyin şu röportajını bulmuştum KÖRBURUN 'u okuduktan sonra. Ve anlattığı tüm duygularını okurken romanını, hissettiğimi söyleyebilirim. Şimdi sırada Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Hikayeleri var. Bu öykü kitabı yeni. Biraz zaman geçsin, PR parlatmaları bir sönsün, onu da alıp sakin sakin okuyacağım. Sevgiler,

Yorumlar