top of page

"PARASIZ YATILI" BİR DÖNEMİN TÜRKİYESİ'NE ÖYKÜDEN BAKIŞ

  • Yazarın fotoğrafı: dilek yiilmaz
    dilek yiilmaz
  • 6 Tem 2020
  • 3 dakikada okunur

Öncelikle bir küçük itirafla başlıyorum. Uslanmaz bir tembelim. Ruhum tembel. Eminim siz içinizde de benim gibi olanlar vardır. Yani bir işe başlıyorum, düzenli ve devamlı olması için son derece kararlı oluyorum, ama sonra aralarda kopmalar oluyor. Neden bu itiraf buraya kondu peki? Çünkü bildiğiniz üzere Dilek Kitaplığı isimli bir kitap kulübümüz var. Her ay arkadaşlarımla düzenli olarak kitap okumaları yapıyor, sonra bir araya gelip onlar üzerinden söyleşiler gerçekleştiriyoruz. Ben kitap kulübünden çok önce bu web sitesini açmıştır. Hedefim okuduğum kitapları, izlediğim filmleri ve harika yemek tariflerini düzenli olarak paylaşmaktı. Kendi içinde bir istikrarı olduğunu söylemeye çalışsam da buraya yüklediğim yazılarımın düzenli olduğunu iddia edemem. Zaman içinde sekteye uğruyor. Amacım kitap kulübü için çıkardığım notlarla aslında kitap tanıtım yazıları oluşturmak. Peki neden? Çünkü okuduğumu unutuyorum. Size de olur mu? Ben kitaplardaki cümlelerin altını çizerek okuyanlardanım. Ancak yine de geri dönüp baktığımda şöyle özet niteliğinde bilgi parçacıklarına da ihtiyacım var. Detaylar zamanla kayboluyor çünkü. Çok sevdiğim yazarlardan Gürsel Korat, ki kendisinin de harika bir sitesi var, az ve öz paylaşımlar yapar linkini buraya bırakıyorum, bir yazısında okuduğu kitapları tuttuğu bir deftere kaydettiğinden bahsetmişti. Bunun dijital bir uygulaması da var belki biliyorsunuz; 1001 kitap. Daha çok sosyal ağ gibi işleyen, yıllık okuma hedeflerinizi, okuduğunuz kitaplarınızla ilgili notlarınızı paylaştığınız bir platform. Ben işte bunu kendi sitem üzerinden yapıyorum. İnsan paylaşmak istiyor. Şimdi zaman geçip tembellik ettikçe, dur ama o kadar da haksızlık yapmalayım kendimize bir hayatın içinde yaşamaya çalışıyoruz değil mi? koskoca pandemi sürecini yaşadık, üstelik yazmaya çalışan da biriyiz, kitap kulübünde okuduğumuz kitaplar arttı. Şimdi artık teker teker ekleyeceğiz. Umarım boşluğa yazmıyorumdur ve birileri beni duyuyordur.

O halde bu kadar iç dökmenin ardından hemen başlayalım...

Türk edebiyatı çok zengin. Özellikle kadın yazarlarımıza hayranım. (Burada bilinçli ya da bilinçsiz bir pozitif ayrımcılık yapıyorumdur) Geçmişten Leyla Erbil, Tomris Uyar, Halide Edip, Sevgi Soysal, Nezihe Meriç... günümüzden Mevsim Yenice, Banu Özyürek, Irmak Zileli hemen ilk aklıma gelen isimler. Ve daha birçokları ve yenileri var. Yıllar içinde edebiyatın erkek egemen yapısı içinde eritilmeye çalışılan isimler de var elbet. Füruzan da o efsane kuşağın içinden çıkmış edebiyatçılarımızdan biri. Kısaca özgeçmişine bakarsak:

Asıl adı Feruze Çerçi olan yazar ve yönetmen Füruzan 29 Ekim 1932 yılında İstanbul’da doğdu. Babasını küçük yaşlarda kaybetti. Sonrasında yaşadığı ekonomik zorluklar nedeniyle Yalova Demir Köyü İlkokulu’ndan mezun olmuş, Parasız Yatılı sınavını kazanmışsa da kefil gösterme zorunluluğu ve bir kefilin bulunmaması yüzünden öğrenimine devam edememiştir. Daha sonra Kadıköy Devlet Konservatuarı sınavlarını kazanmış ve eğitimini burada sürdürmek istemişse de okul programının yoğunluğu, uzun çalışma saatleri eve gidiş gelişlerini aksattığı için ailesi tarafından hoş görülmez ve eğitimini yine yarım bırakmak zorunda kalır. Ancak sanatla olan ilişkisini kesmeye niyeti olmadığını, 1950’li yıllarda Muhsin Ertuğrul’un İstanbul’da kurduğu Küçük Sahne’de oyunculuğa başlamasıyla gösterir. Okuma yazmayı ilkokula başlamadan önce öğrenmiş olan Füruzan’ın, ilk öyküsü Olumsuz Hikaye, 1956 yılında yayınlanır. 1958 yılında, Turhan Selçuk ile evlendikten sonra Füruzan Selçuk ismini kullanmaya başlar. Boşanmalarının ardından imzası yalnızca Füruzan olacaktır. Soyadı kullanmayı bırakmasından şöyle bahseder; “Ben o yıllar çok ünlü bir soyadı taşıyordum. Çok ünlü, çok saygıdeğer iki adamın kendi akıllarıyla, emekleriyle ve yetenekleriyle ünlendirdiği saygıdeğer bir soyadıydı. Ben, o ünlenmiş soyadının bana sağlama ihtimali olan kolaylıklarına hiç yanaşmak istemedim. <…> Ben, yazarlığımın sınanmasını öyle bir şekilde tek başıma yapıp bu büyük addan yararlanmamalıydım.”

Ben araştırma yapmadan evvel bilmiyordum gerçekten meşhur Selçuk ailesiyle olan ilişkisini. Sadece Leyla Erbil ve Tomris Uyar gibi güçlü kadın yazarların ebebi hayatın içinde olduğu yıllarda Sait Faik Öykü Ödülü'nü aldığını ve epeyce bir üzerine konuşulduğunu biliyordum. İşte bizim kitap kulübümüzde okuduğumuz bu ödüllü eseri PARASIZ YATILI 'ydı.

PARASIZ YATILI öykü kitabını iki bölüm halinde ele almak doğru olur. İlk bölümde üç öykü yer alıyor: Sabah Eskimişliğin, Özgürlük Atları ve Münip Bey'in Günlüğü. Bu öyküleri birleştiren bana göre anlatım dili. 1960'lı yıllarda kalem oynatan tüm yazarlarda gördüğüm cesurca yeni öykü kurma girişimini bu öykülerde buldum. Deneysel işler diye düşündüm. Tekrar tekrar okunmaya müsait, okundukça yeni çıkarımlar yapacağınız ve dili oyunlu bir şekilde kullananan öyküler bunlar. Okuduğum zaman siyah beyaz filmlerdeki sahneler gözümde canladı. Geçmişiyle yüzlemeşememiş, hızlı değişime ayak uyduramamış bir ülke, gün geçtikçe yoksullaşan halk. Çoğu hikayede çocuk gözüyle anlatım var. Bu da kurgudaki duyguyu bana göre daha güçlü kılıyor. Tabii imgelemleri nasıl algılayacağı ve nasıl yorumlayacağı kişinin durumuna göre değişir. Bu nedenle de çok özel bir faaliyettir ya okumak. Bu nedenle kısa kısa notlarla da olsa öykü detaylarına girmiyorum. Keşke okusanız ve benimle en beğendiklerini ve neden onu beğendiğinizi paylaşsanız. Üzerine konuşmak çok daha keyifli olurdu.

Füruzan'ın kitapları YKY tarafından basılıyor. Ben de öykü kitabı var. Ama kızkardeşim bana okumam için Toplu Öyküler ve Toplu Romanlar seçkisini ödünç verdi. Burada bugüne kadar yayımlanmış tüm eserleri bir arada sunuluyor. Ben bu şekilde almanızı tavsiye ederim. Bir yazara ait tüm külliyatı böyle bir arada bulmak çok büyük bir kolaylık sağlıyor.

Son bir not: Füruzan entellektüel bir insan ve paylaşımı seviyor. İnternet üzerinde çok az bir çaba harcayarak yaptığı keyifli sohbetleri dinleyebilirsiniz. Bunlardan birini buraya bırakıyorum.

İyi okumalar dilerim,

Son Yazılar

Hepsini Gör
Fuat Sevimay'ın Aziz ile Nikola Romanı

Benim Aziz ve Nikola romanında en sevdiğim yönlerden biri üst okumalara neden olacak bilgiler paylaşması ve kadın karakteri önemli bir konuma yerleştirmesiydi.

 
 
 
MUTEDİL DALGALI

Ömür İklim Demir'in son öykü kitabı Mutedil Dalgalı kitap kulübümüzün kapanış konuğuydu. Muhtelif Evhamlar Kitabı isimli öykü kitabıyla yazarla tanıştım. Ardından Kum Tefrikaları romanı geldi. Son ola

 
 
 

Yorumlar


bottom of page