PEYGAMBERİN ŞARKISI: YAKIN GELECEĞİN DİSTOPYASI
- dilek yiilmaz
- 11 Kas
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 18 Kas

Bu yıl kitap kulübümüzde yine birbirinden etkileyici eserler okuyoruz. İrlandalı yazar Paul Lynch'in yazdığı 2023 Booker Ödülü'nü alan Peygamberin Şarkısı bunlardan biriydi. 2023 Booker Ödülü için bildiğim kadarıyla çok iyi romanlar adaydı onların arasından sıyrılıp çıkmasını jüri başkanı Esi Edugyan romanı “çağımızın kaygılarını yankılayan güçlü bir uyarı” olarak tanımlamıştı. Gerçekten de kitap, sadece kurgusal bir distopya değil; modern dünyanın tedirgin nefesini duyduğumuz bir ağıt.
Eilish kendisini hiçbir şey yapmazken, yapamazken görüyor, ama yapabileceğin hiçbir şey yok ki, diyor cılız ses, Eilish nefret ediyor bu sesten, neyi değiştirebileceğini sanıyorsun ki? syf.49
Deli Dolu yayınları tarafından okuyucuyla buluşturulan romanı Mert Doğruer Türkçeleştirmiş. Baskı temiz, herhangi bir imla ya da noktalama hatasına rastlamadım. Doğrusu böyle hatalar insanı okuduğu metinden soğutur.
Distopya bir dünya sunan Peygamberin Şarkısı Paul Lynch'in ilk romanı değil. Beyond the Sea, The Black Snow, Red Sky in Morning, Grace olmak üzere beş romanı var yazarın ve dünya çapında çeşitli ödüller almış. Dublin'de yaşıyor.
Romanı okumaya başladığınızda bir aile hikayesi okuyacağınızı anlıyorsunuz ama işler ilk birkaç satırdan sonra sertleşmeye ve tanıdıklaşmaya başlıyor. (Neden tanıdıklaşmaya başladığını okuyunca anlayacaksınız.) Bu roman için otoriter rejim romanı desem sanırım hata yapmış olmam. İrlanda'da da otoriter rejim oluşması ise evet, işte distopyayı başlatan şey oluyor.
Bu kitabı kimler okumalı?
Uluslararası çağdaş edebiyatla ilgilenenler. Benim gibi Booker listesini takip edenler.
Distopya, totalitarizm, demokrasiye dönüş gibi temaları merak eden okurlar: Roman, İrlanda’da yakın gelecekte aşırı sağcı bir yönetimin yükselmesi ve bunun bir aile üzerinden yıkıcı etkilerinin anlatımı üzerine kurulu çünkü. Sonu ise... tabi ki spoiler vermeyeceğim.
Biçimsel olarak özgün anlatım isteyenler: Kitapta konuşma çizgileri yok. Paragraf ayrımları ise alışılmışın dışında. Son zamanlarda özgün roman formlarında bu yapı karşıma çıkmaya başladı. Ben sevdim.
Sosyal ve politik kaygıları olan, günümüz dünyasının atmosferini edebiyat aracılığıyla hissetmek isteyenler. Neler neler düşündürtmedi ki?
Neden sevdim?
Temanın güncelliği ve evrenselliğiOkurken hissediyorsunuz ki “bu yalnızca başka bir ülkenin hikâyesi” değil — özgürlüklerin nasıl hızlıca eriyebileceğini, demokrasinin yavaşça otoriterliğe dönüşebileceğini anlatıyor. Bu nedenle hem kişisel hem politik düzeyde etkili.
Aile ölçeğinde anlatımıTotalitarizm, iç savaş, otoriterleşme, korku gibi soyut kavramlar dört çocuklu bir ailenin yaşadıkları üzerinden somutlaştırılıyor. Okura empati kurduruyor.
Üslup ve biçimsel cesaretYukarıda bahsettiğim gibi paragraf bölümlemeleri çok az. Konuşma çizgisi, tırnak gibi işaretler yok ama metni rahatlıkla takip edebiliyorsunuz. Bunu çok sevdim.
Edebî tat ve dilYazarın dili muhteşem. Yalın ama etkili bir dil kullanıyor. Altını çizdiğim o kadar çok satır var ki.
Sen sadece inanmayı kestin, olan bu, ama tekrar bulman lazım o inancı, bir yerde kuşku varsa umutsuzluk olamaz ve kuşku varsa umut da vardı. syf.133
5. Duygusal derinlik ve rahatsızlık verme kapasitesi Bu kitap keyifli, rahat bir okuma değil — tam aksine sizi rahatsız eden ama düşündüren bir okuma. Ve bu “rahatsız etme” tarafı da çok değerli bence: edebiyatın yalnızca eğlendirme işlevi olmadığını hatırlatıyor.


Yorumlar