CUMARTESİ , Ian McEwan
- dilek yiilmaz
- 1 Tem 2019
- 2 dakikada okunur
Ben ne okudum? Nasıl bu kadar etkilendim. Bu romanı yazan nasıl bir yetenektir? Bir Cumartesi günü geçenler bir tek insanın hayatından yola çıkıp nasıl olur da tüm insanlığı tasvir edebilir? Kitabı kapatıp gözleremi tavana diktiğimde zihnimde uçuşan sorulardı bunlar. Elbette tüm bu soruların yanıtları var. Ve kendi kendime verdiğim cevaplar bunlar: Harika bir edebiyat adamının, üstelik İngiliz üstelik edebiyat dünyasının en büyük ödüllerinden birine (Man Booker) sahip Ian McEwan'ın etkileyici romanı elimdeki. Adı: Cumartesi. Bir sinir cerrahının gece yarısından başlayan 24 saate sığan Cumartesi öyküsünü okudum. Çok yetenekli aynı zamanda eğitimli bir yazar Ian McEwan. Susseş Üniversitesi İngiliz Edebiyatı Bölümü'nden mezun olmuş. Malcolm Bradbury'den yaratıcı yazarlık dersleri almış. Tüm bu bilgilerini iyi bir roman tasarlamak üzere kullanmış. (Ben kendisiyle yeni tanıştım. Yine kahramanım sevgili kızım Zeynep sayesinde olmuş. Yine bir DR indiriminde okunması gereken 1001 kitap listesinden almış.) Bu romanında harika bir kurgu dünyası oluşturmuş. Romanın sonlarına doğru heyecan doruğa çıkarken aynı zamanda bir cumartesi günün tüm yaşanan anların en ince ayrıntılarını duymak bile beni hiç sıkmadı. Yakın tarihin bilinen bir gerçeğinden yola çıkarak belki iki mahalle ötemde oturması muhtemel bir adamın benzer bir gününü dışardan seyreder gibi hissettim kendimi. İşte beni etkileyen de tam olarak buydu. Öyle ki hikâye akarken içine yerleştirilen flash back'ler karakterlerimi tüm yaşanmışlıklarıyla önüme serdi.

Dünyanın dönülmez bir değişime gebe olduğu gün başlayan bu hikâye gece uykusu kaçan ana kahramanın evinden dışarıyı gözlemesiyle başlıyor. Çok dikkatli biri. İnsanları dışardan gözlerken hayatlarına hatta uzmanlık alanı tıp olduğu için sağlık durumlarına dair yorumlar yapıyor. O cumartesi sabahını kendisi için sıradışı olacağını ise gökyüzünden garip bir şekilde süzülüp yere çakılan uçak bir şekilde haberliyor. Aynı gün ABD ve İngiltere'nin Irak'a yakın zamanda yapmayı planladıkları çıkarmanın protesto edileceği gün. Şehir bu büyük protestoya hazırlanıyor. Savaş, savaşa karşı olma ve onu haklı görme, iki karşıt görüşün bir zihnin içinde savaşı hatta bir baba ve kızın bu savaşla ilgili karşı karşıya gelmesi. Tüm bunlar insanı farklı açılardan olaya bakmaya ve düşünmeye zorluyor. Ben kişisel deneyimimle artık biliyorum beklenen bu savaşın dünyayı nelerele getirdiğini. Belki bunu bilerek okumakta beni etkiliyor.
Bu hikâyede anlattığım gibi bir çok şey var ama sanıyorum beni en çok etkileyen OLUMLAMA. Tüm yaşananlara, hayatın karmaşasına, kötölüklere rağmen doğru olanı yapmak için duyulan insani sorumluluk.

Yazar bu bir kaç yüz sayfada öyle çok şeyden öyle ustaca detaylarla bahsediyor ki örneğin bir beyin ameliyatına tüm detaylarıyla giriyor, profesyonel bir spuash maçı yapıyor, şiire ve poetikaya dair ince detaylara dalıyor ve hatta müziğe dair bir çok şey öğreniyorsunuz. İnsanın tüm bu detaylara hakim olması için gerçekten çok entellektüel olması lâzım.
Sonuç olarak diyorum ki okuyun lütfen. Ve Ian McEwan sen benim yazarımsın!

Yorumlar