FLUSH VIRGINIA WOOLF
- dilek yiilmaz
- 17 Ağu 2018
- 2 dakikada okunur
Virginia Woolf edebiyat dünyasının tartışmasız en usta kadın yazarlarından biridir. Daha önce hiç duymadığım bir kitabını arkadaşım tavsiyesi üzerine aldım ve okudum, adı : FLUSH .
FLUSH 'un yazarı Virginia Woolf yaşadığı dönemin en önemli edebiyat eleştirmenlerinden de biridir. Özellikle "Kendine Ait Bir Oda" edebiyat üzerine yönlendirici makalelerden oluşan en beğendiğim eserlerinden biridir. Ancak bu güçlü kalemin intiharla yaşamına son vermesi ve ardında ona aşık bir adam bırakışı da çok acıklı bir hikayedir bana göre.

FLUSH 'ta uzun yıllardır süren hastalığı nedeniyle yatağa bağımlı şair Elizabeth Barrett'in Robert Browning'e yaşadığı aşk, bir köpeğin tanıklığında anlatılıyor.
"Ama sanki öyle sıradan bir yaramazlık yapmış gibi bağışlanıyvermek, sanki yerde çektiği o ıstıraptan hiçbir ders almamış gibi, baştan aşağı değişmişken hiç değişmemiş gibi yeniden divana alınıvermek, olacak şey değildi. O an, bitkin olduğu için, boyun eğdi FLUSH. Ne var ki, bir iki gün sonra Miss Barrett'le aralarında FLUSH'un duygularının derinliğini gösteren dikkate değer bir sahne yaşandı. Mr. Broqnin gelmiş gitmişti; FLUSH, Miss Barrett'le yalnızdı."
İşte tanrı anlatıcıyla bir köpeğin bakış açısından anlatılan ilginç bir hikaye kurgulamış usta yazar. Hikayenin kurgusu da oldukça hareketli. Öncelikle köpek bir şekilde şairin evine giriyor, zengin bir ailenin yatalak kızının en yakın arkadaşı oluyor. Aralarına hiç kimsenin giremeyeceği bir bağlılık oluşuyor, sonra aniden bir adam ortaya çıkıyor ve kadın aşık oluyor. Sonra köpeğin kıskançlığı, kaçırılması ve tekrar bir araya gelmeleri anlatılıyor. Toplamda yüzonaltı sayfalık bir romanda toplanmış bu uzun hikaye keyifle okunuyor.
"FLUSH sıradan bir köpek değildi. Coşkulu, ama aynı zamanda filozoftu; köpekti, ama aynı zamanda insani heyecanlara karşı son derece duyarlıydı. Böyle bir köpek üzerinde yatak odasının etkisi kendini daha da baskın biçimde gösterdi. Duyarlığı köpek yavuzluğunu zedeyecek biçimde geliştiyse bunun için onu suçlayamayız. Elbette, başının altına bir Yunanca sözlüğünü yastık yapmış yatarken, havlayıp ısırmaktan hoşlanmaz oldu; köpek gürbüzlüğü yerine kedi sessizliğini yeğler oldu; ikisinden çok da insan anlayışlılığını..."
Virginia Woolf'un en büyük ustalığı cümleler arasındaki ritmi yakalamasıdır. Ancak böylesi bir ustayı çevirmek de aynı ustalığı gerektirir. Bence İletişim Yayınları'ndan çıkan bu eserin çevirmeni Fatih Özgüven de iyi çıkarmış.

Yorumlar