YULİ , Carlos Acosta 'nın hayatı
- dilek yiilmaz
- 11 Ağu 2019
- 2 dakikada okunur
Vizyona yeni giren kıpır kıpır aynı zamanda da zorluklarla dolu bir hayatın hikâyesini anlatan çok güzel bir film izledim: Yuli. Ünlü Kübalı dansçı Carlos Agosta'nın hayatını konu alan film izleyenlere harika bir seyirlik sunuyor.
Filmden önce Carlos Agosta'ya dair ya da dansın modern yorumuna dair çok fazla bir şey bilmediğimi itiraf etmeliyim. Öyle ki büyük bir şehirde yaşayan orta yaşlı bir insan olmama rağmen bir kere bile operaya gitmişliğim yok. Bunun için çok çeşitli bahaneler sıralayabilirim. Ama çocukluğum Broadway müzikalleriyle geçti. Dansla ve müzikle duyguların anlatılmasına her zaman hayran olmuşumdur. İşte Yuli 'de benim için hem geçmişteki o müzikli günlerime yolculuk hem de bale ve modern dansla sinema perdesinde tanışmak için bir vesile oldu.
Yuli ünlü dansçı Carlos Agosta'nın göbek adı. Küba'nın geçmişten gelen kadim tanrılarından birinin oğlunun ismi. Babası özellikle bu ismi o vermiş. Siyahi olan babasının ailesi Küba'daki Agosta çiftliğinde köle olarak yaşamışlar, çok acılar çekmişler. Filmde kölelik, Amerika'nın politikalarıyla bir yıkıntıya dönüşmüş Güney Amerika işlenirken kısaca bir tarih bilgisi de veriliyor. Özellikle Che zamanında inşaatı başlamış bir kültür merkezi var. Harika bir bina. Kültür merkezi olması planlanmış komplike bir yapı. Ama tüm bu gelişmeler yüzünden yarım kalmış. Bir devrin anıt mezarı gibi dikiliyor. Günün birinde Küba'ya gidebilirsem orayı gezmeyi çok isterim.

Yuli beyaz bir anne ve siyahi bir babanın oğlu. Anne baba boşanmış ama aynı evde yaşıyorlar. Biri üvey iki ablası var. Filmdeki en güzel duygulardan biri bu üç kardeşin birbirine bağlılıydı. Annenin ailesi yaklaşan siyasi durumlar nedeniyle Amerika'ya göçüyor. Anneyi ve ilk evliliğinden olan kızlarını da yanlarında götürmek istiyorlar. Ancak anne kendi annesinden ve ailesinden ayrı kalmak pahasına, tüm zorlukları göğüsleyerek Küba'da çocuklarının yanında kalıyor. Yuli'nin sokaklarda büyümesini istemeyen babası onun dans yeteneğini fark ediyor onu burslu bir okulun seçmelerine sokuyor. Yuli hem fiziksel özellikleri hem de doğuştan gelen yeteneğiyle dans okuluna hemen kabul ediliyor. Tek sorun Yuli'nin dansçı olmak istememesi. O bir Pele olmak istiyor. Buradan da hikâye başlıyor. Çocuk direniyor, baba direniyor. Sonunda çocuk da içindeki dans yeteneğine karşı koyamıyor. Ancak bu arada hem ailesinden, hem arkadaşlarından uzak kalıyor. Bu onun için ödülden çok mahkumiyet gibi bir şey. Geçmiş hayat hikayelendirilerek anlatılırken biz bu arada Carlos'u dans okulunda hayat hikayesini gösteri haline dönüştürürken izliyor. Paralel kurguyla bir geçmişe gidiyoruz, bir günümüze. İşte provalarda dansın o büyüleyici gücüyle yaşanan acıları, mutlulukları anlatmasına şahit oluyoruz.
Filme imdb 7,1 değerlendirmesini yapmış. Nereden puan kırmışlar bilmiyorum ama ben senaryodaki akışı, müziğin gücünü, Carlos'un çocukluğunu ve gençliğini canlandıran oyuncuların başarısını, ki diğer oyuncular da çok iyiydi, yönetmeni çok beğendim. 155 dakikalık filmi sanki 5 dakikaymış gibi izledim.
Bir biletle tarih, müzik, dans, görsel şölen ve Küba gezisi kazandım. Daha ne olsun. Mutlaka izleyin derim.




Yorumlar