ÇÖP PLAZA 1
- dilek yiilmaz
- 26 Oca 2022
- 2 dakikada okunur
Miyase Sertbarut yayınlanmış tüm kitaplarını ardarda okumak istediğim yazarlardan biridir. Sağlam bir külliyatı var. Bunlar içinden okuduğum ikinci roman ÇÖP PLAZA oldu. Kurgusuna, dili kullanma yeteneğine, parmak sallarcasına mesaj vermeye çalışmadan göstermesine yine hayran kaldım. Çocuk edebiyatı üzerine düşünen, yazan herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Bununla birlikte biraz araştırma yaptığınızda göreceksiniz çocuklar hayran kendisine. Ben bu kitabı okumakta biraz geç kaldığım için, elimdeki 11.baskısı ve Nisan 2012 tarihli, okuyan ve yorumlayan çocuklar şimdi birer yetişkinler diyebilirim. Mesela bunlardan birinin Gülse Göçer isimli genç vlogger arkadaşımızın bir youtube videosuna denk geldim. O kadar profosyonelce kitap tanıtımları yapmış ki en sonda da ÇÖP PLAZA 'ya ver vermiş. Şöyle diyor: "Bu kitap okulda okunması zorunlu olmayan kitaplardan ki ben onları pek sevmiyorum. Bu kitabaysa bayıldım." Sanırım yıllar geçse de bu durum okullarda pek değişmedi. Bence de herkes sevdiği kitabı okumalı.
Gelelim ÇÖP PLAZA 'ya. Miyase Sertbarut bu romanında çöp toplayıcıları ana kahramanı yapmış. Hemen yanıbaşındaki zengin -elit- sitenin dibinde, derme çatma evlerinden, çoğu zaman aç bir şekilde yaşamlarını sürdürmeye çalışan insanları romanına taşımış. Tüm olumsuz koşullara rağmen birbirleriyle sevgi dolu bir bağ kurmuş olan beş kişilik bir aileye misafir oluyoruz. Zengin komşularının çöpleriyle geçinmek zorunda kalan, onların gözden çıkardıkları giysilerini giyen bu insanlar dışlanıyorlar. Yaptıkları iş nedeniyle baskı altında kalıyor, gerçek anlamda bir yaşam mücadelesi veriyorlar. Ama hayallerinden vazgeçmiyorlar. Elit Site'dekilerinse rahat, varlıklı ve korunaklı bir yaşamları olmasına rağmen hiç planlamadıkları büyük bir sorunları ortaya çıkıyor. Bu sorunun üstesinden gelmek içinse ÇÖP PLAZA 'nın çocuklarına ihtiyaçları var. Maalesef yine kendi çıkarlarını gözeterek ve acımasız bir yolla bunu gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Ancak planlarını bozacak cesur insanlar var. İşte romanın sürükleyici hikayesi böyle.
Beni en çok etkileyen şeylerden biri yazarın romanı yazarken kendine oto sansür uygulamamış olmasıydı.
İşler öyle yürümüyor, bizler sorgusuz sualsiz kabullenen taraftayız. Biraz kafası çalışan herkes başına geleni sorgulamaz mı?
'Soru yok! Soru yok!' dedi Murat, sonra ekledi. 'Okulda bize böyle öğrettiler.' syf.80
Bir diğeri uzun zamandır içinde çırpınıp durduğumuz korona salgınını sanki önceden görmüş gibi kurgusuna bir ekleme yapmış:
Klinik şefi odasında internet başında Dünya Sağlık Örgütünün sayfasını okuyordu. İlgilendiği makale yeni ortaya çıkan NDM-1 virüsü hakkındaydı. Bu virüs, bakterilerin içine giriyor ve o bakteriyi antibiyotiklere karşı dirençli hale getiriyordu. syf. 86
Ayrıca roman sona gelirken şöyle bir mesajla bitiyordu:
Roman böyle ilerlesin isterdiniz değil mi sevgili okurlar? Mutlu bitsin bir masal gibi. Ama Pelin'in Murat'la sevgili olacağı masalını yutturamam size. syf.150
Bu romanda iyilerin kötüleri yendiği tozpembe bir masal dünyası yerine; direnişin olduğu, dostluğun olduğu ama aynı zamanda her zaman iyilerin kazanamadığını da göstermiş okuyucusuna. Yani gerçekleri. Çocuklar zaten gerçeklerle büyümeli. Öyle değil mi?
not: Bitirmeden bir not, bu romanı bence önce yetişkinler okumalı. Ders alacakları şeyler çok.
İyi okumalar dilerim.
KÜNYE:
KİTABIN ADI: ÇÖP PLAZA 1
YAZAR: MİYASE SERTBARUT
YAYINEVİ: TUDEM
SAYFA SAYISI: 152
Yorumlar